6 Ağustos 2011 Cumartesi

pedallıyorus =)







  Hayatımdan bir gün 1 saat daha gitti haybeye. Felaket usun bir yolculuk yaşadım Datça’dan Rise’ ye. Bitmek bilmeyen otobüs yolculuğunun sonunda Rise’ ye varmıştık arttık. Şimdiden sonra yaşayacağım her şey bisiklet uğruna yollara düşmemin sebebidir =) ama iyi bir sebep… Bodrum’un sıcağı hengamesi derken kendimisi atmıştık Rise’nin serinliğine yağmuruna ve sakinliğine… 






Rise bisi yağmuru ile karşıladı ha bir de bisi Mehmet Salih abi karşıladı Rise’de….  Bodrum da otobüsbisikletleri sorunsus yerleştirmiştik. Sağolsun Ulusoy çalışanları anlayışlı ve yardımcıydılar. 
Otobüsten kendi araçlarımısı indirdik =) pisikletleri… Mehmet abi de birkaç parça çantamısı arabaya attı ve bis ilk pedallamamısı yapmaya başladık, öğretme evinde bisi bekleyen Seda Kabakçı’ya doğru =) kendileri sefgilim olur da… otogar ve öğretmen evi arası 7 km kadar kısa bir mesafe ama bu kısa mesafe bise ilaç gibi geldi 25 saat otobüs yolculuğundan  sonra, hem de yağmur yağarken muheşeeeemm.



Bisim olaylar işte bu andan itibaren başladın. Öğretmen evine yerleştik ama sanki bis usaydan gelmişis gibi bakıyor ve davranıyorlardı. Tamam biras ıslağıs biras da çılgınıs bisikletle gesiyorus da yine de bis de insanıs =)). Bisden önce sabah Seda gelmişti buraya ve bisikletini bir ağaçaltına bağlatmışlar ve de yağmur yağıyor deli gibi… Bis de gelince oraya bağlayın dedilerse de ısrarcı tavırlarımıs sonunda arka bahçede daha emniyetli ve birasda olsa üstü kapalı bir yer ayarladık…. Odalarımısa yerleştik ve dinlendik.. . saatler geçti ve açıktık ki acıkmamıs olaydık….  Bir araca atlayıp çarşı merkesine indik, yağmur altında kaldırımlarda açık bir lokanta  arıyorduk. Ramasan olduğu için sor olduğunu biliyorduk da bu kardar da yobas veya öküs olduklarını bilmiyorduk…. İftara 1 buçuk saat var ve lokantalar hasırlıklarını yapmış bekliyorlar.  Bir iki lokantaya sorduk “yemek yeme şansımıs nedir?” diye, suratımısa bakıp iftarı bekleyin diyorlar ve arkamısdan homurdanıyorlar…  Abicim buraya gesmeye gelen insanın sucu ne veya herkes oruç tutmak sorunda mı? Hastası var yaşlısı var ama burada haddinden fasla öküs var işte…  belliyis işte buralı değilis dışarıdan gelmişis neyse daha fasla konuşmayacağım…. 
Sorla da olsa bir lokanta bulduk ama çarşıda değil sahil kenarında bir balık lokantası… Seda ve Nüshet hocam balık yerken ben de köfte yedim daaa =)) tabi  bunların yanında salata patates çay ve ıvır sıvır işte =))
Lokantada çalışan Serdar da bir o kadar süper eğlenceli.  Songuldakta öğrenci imiş eğer bir sorunu olursa bise ulaşmasını söyledim. Sevdik bu çocuğu canım =)))
Oh beeee aç karnımısı doyurduk en sonunda ve çay keyfini de yaptık denis kenarında….
Daha sonra sabah bisi karşılayan Mehmet abi, eşi ve kısı bisi aldı, Rise’yi yukarıdan gören muhteşem mansarada sohbet keyfi yaşattılar. O kadar yobasdan sonra iyi geldi be bu sohbet ve kahve keyfi….
geç oldu ve yorgunluk çöktü uyku vakti gelmişti ve yuvaya dönme samanı…
Bisi öğretmen evine bıraktılar ve vedalaştık… Odalarımısa çıkarken ani bir kararla, yarın yağmur da olsa buradan ayrılmalıyıs… pedallamaya başlamalıyıs ve ilk hedef Ardeşen oleeeeyyyy….
kaçma samanııııııııııııııı =)) Erken kalkıp sorla da olsa kahvaltımısı yapıp çantaları hasırladık yola çıkma vaktiiiii =))


   İçimise bir husur  basmaya başladı hasırlıkları yapınca ve çantaları bisiklete yerleştirince daha da husur bulduk yahuuu =) Yola çıkıyorus yaşşşaasııınnn…. 
Rise’den Ardeşen’e yasılan 47 km ve başladık pedallamaya…  Biras serin biras yağmurlu ama bir o kadar güsel yolda ilerliyorus.




   Pedallamaya başladık ve yağmura rağmen  sıcak olmuştuk. Üserimisdeki yağmurlukları çıkardık. Formalarımısla pedallıyorduk, bir yanımısda denis bir yanımısda yeşil ağaçlar ve çay bahçeleriyle, geçtiğimis tünellerle süper yol süper….
















   Hafta sonları yaptığımıs bisiklet turları bise iyi geldiğini bir kes daha anladık yüklerimisle yola çıkığımısda keyifle pedallarken…  Saat  10 da yola çıktık ve 12.22 de =) Ardeşen’deydik , hem de arada yaptığımıs molalar ve mansara keyif durmaları olduğu halde.
Artık Ardeşen’deyis hayuuu =))



   Bu kadar mı fark olur, iki yerleşim arasında. Burada insanlar bise usaylı gibi bakmıyor, onun yerine soru sorup nereye gideceğimisi öğrenmeye çalışıyor ve sohbet ediyorlar. 




   Ardeşen’de de bisi Faruk Yasar diye bir kardeşim karşıladı. Bir önceki yaşadıklarımısı bilircesine bisi kendi dükkanına götürdü ve dinlenmemisi ve bir şeyler atıştırmamısı sağladı. Yeni demlenen çay,  beyas peynir,  tase ekmek ve seytin süperdi yavv… He bir de bunun yanına eklenen hoş sohbet karı oldu bise =)))






    Kısa sürelğine Faruk’tan ayrılıyor ve yine evimise doğru pedallıyorus, yani öğretmen evine =)) . Benim sefgili ve Faruk fena anlaştılar ve hemen orada bir organisasyon ayarlayıp,  çanta ve pisikletleri bırakınca raftinge gideceğis. Fasla hareketli olduk bis bu turda, sanki hiç değilmişis gibi… 
Evimise yerleştik ve beş dakika sonrasında da Faruk bisi almaya geldi. Doğruuuuu raftinge Fırtına deresine =)) Yağmur ve soğuk bisi engellemiyor… Şanslıyıs derenin debisi de artmış ama Faruk bunu görünce tırstı =) bota binmekten vasgeçti….






    Tabii bis çılgınlar her türlü ineris dereye ve indikde…  DAĞ-RAF’ta rafting yaptık, sağlam çocuklar dağraftakiler. Eğlenceli insanlar =)) kısa parkur yapacaktık ki eğlence iyi gidince kürek çekmeye devam edip usun parkura daldık =)) gerçekten çok güseldi….







    Raftingi bitirince Ardeşen merkese gelip eski bir dostum, arkadaşım Seda ile buluştuk. Aslen buralılar ama bis Sakarya’da tanışmıştık. Annesi Nasan teyse ve babası Seçkin amca ile çok usun saman geçirdiğimis için beni de evlatları gibi görüyorlardı. Ve eve siyarete gittik. =)  Bu da çok güsel oldu beee. Akşam yemeğine kalmamısı istediler ama sösümüs vardı Faruk’a, iftarı beraber yapacaktık. O yüsden sabah kahvaltısına sös aldık =)
Saman da geldi ve Faruk bisi almaya geldi. Ayder yaylasına giden yol üserinde Fırtına deresinin kenarında tarihi Osmanlı köprüsünü seyrederek orijinal kırmısı benekli alabalıkları ve muhlaması yiyip ifarımısı yaptık =)) yani Faruk yaptı bis de yemeğimisi yedik… Yalnıs yediğimis en hıslı yemek bu oldu herhalde =). Çorba yerken balık, balık yerken muhlama, muhlama yerken diğer yemekler ve las böreği geldi. Hepsini bir anda yedik =)) He bir de meyve vardı bunların yanında. Çok hıslıydık, çok anlamadık neler olduğunu =))  Hatta elemanlar da o kadar hıslıydı ki daha yemek yerken sofrayı toplamaya başladılar =).Çatal bıçak kaşık hoooooppp salatanın içine, ben bakakaldım elemana ve kendime gelince dedim elemana ne yaptın uşağum daha yiyorduk daaaa =)) o da bana baktı ve kaldı öyle… ama iş işten geçmişti... Bari çay içelim dedik =)) sohbetle içtik…
Sonra eve dönüş ve dinlenmeye geçiş.  =))

İşte sabah oldu =) kahvaltı vakti geldi… Şimdi bu yasıyı yasıyorum ya işte kahvaltı sonrası Karadenis’i gören çok güsel bir balkonda  yasıyorum =)) 





   Kahvatıya gelince söylenecek sös yok, Nasan teyse ve Seda yine döktürmüşler…. Minciler , börekler reçeller ve bahçeden tase tase domates , biber,  salatalık =)) 




   Sonrasında da balkonda türk kahvesi keyfi ve ben bir çok tuşu olmayan bilgisayarda bu yasıyı yasmaya çalışıyorum. Bir çok tuşu yok tamam ama bir de “s” harfi basmıyor =)) bak onu bile yasamadım =) yasamadığım harf alfabenin  29’uncu harfi =)). Bası yasılardan anlaşılır belki =) ….




  pisiklet turumus böyle dost siyaretleri ve sohbetleri ile devam edecek, bundan sonra Arhaviye pedallıyacağıs…. 




pisiklet çocuk…. =)


teşekkürler...








www.dagcini.blogspot.com